Karanlık İmparatorluğunun Hedefi Gençlik

Dün Diyanet İşleri Başkanlığında ikincisi düzenlenen Gençlik Çalıştayı’ndaydım. Çalıştay çok verimli geçti. Şahsım adına USMED’imizin tüm birimleriyle gençlerimizi karanlığa ve kötülüğe sürüklemek isteyen, siyasi emellerine alet etmek isteyen, bu güne kadar gençler için taş üstüne taş koymamış, hep gençleri kullanmışlarla mücadeleye devam edeceğiz. Devletimiz gençlerin sorunlarıyla dertlenirken, kötülük imparatorları sürekli karamsarlık pompalamaya devam ediyor.

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Ali Erbaş’ın katılımıyla ikincisi gerçekleştirilen Gençlik Çalıştayı’nda gençlerin sorunları ile gençler üzerine oynanan oyunlar konuşulurken bu oyunlara karşı ne gibi tedbirler alınabileceğini ele aldık. Sayın Başkan son derece hassas şekilde yaklaştığı bu konuyla ilgili tüm görüşleri tek tek not aldı.

Onlarca sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı çalıştayda gençlerin sosyal medyada karşılaştığı zorbalık ve dezenformasyon da konuşuldu. Gençlerimiz, Sosyal medya aracılığıyla karanlık imparatorluğunun kölesi haline getirilmek isteniyor. Bu konuda ciddi adımlar atılması için yapılan bu çalıştay çok büyük önem arz ediyor.

Karanlık İmparatorluğu Gençlerimizi Hedef Alıyor

Ülkemizdeki fonlu medya ve fonlu sosyal medya ajansları aracılığıyla sosyal medya platformları üzerinden düzenli olarak korku, kaos, memnuniyetsizlik pompalanıyor. Gençlerimize ülkemiz kötüleniyor. Gençlerimize kendi anne ve babası kötülenip sokaklar ve anarşizm güzel gösteriliyor. Medyayı doğru okumayı bilemeyen gençlerimiz de iyi olanı kötü, kötü olanı da iyi olarak biliyor.

Özellikle muhalefet partilerinin içerisinde de bulunan bu kişiler trol hesaplar aracılığıyla sadece hükümeti değil doğrudan devleti, milleti, Türklüğü, İslam’ı karalamaya devam ediyor. 13-18 yaş arasındaki gençlerin sıkça kullandığı sosyal ağlarda yapılan bu çalışma sonucunda çocuk neden olduğunu bilmediği şekilde mutsuzluk yaşıyor. Sürekli isyankâr, asi, intihara meyilli oluyorlar. Ebeveynler ise onların bu durumlarını ergenlik döneminde olmasına bağlıyor. Oysa onların bu durumda olmasının nedeni sadece ergenlik döneminde olması değil, onların pro-psikolojik tekniklerle yıpratılmış olmasıdır.

Gençlerimiz, karanlık imparatorluğunun kölesi haline getirilmiş şekilde onların istediği gibi şekillenmeye devam ederken ebeveynler de saçma TV programları, siyasi polemikler ve yaşam şartlarıyla uyutuluyor. Kuşak çatışması için her türlü zemin dijital iletişim araçlarıyla oluşturularak 13-18 yaş arasındaki gençler ile ebeveynleri arasındaki uçurumun genişletilmesi sağlanıyor.

Oysa ebeveynler bu durumları görerek buna uygun tedbirler almalı ve çocuklarını karanlık imparatorluğunun kucağına bırakmamalıdır. Ebeveynler Facebook, Twitter veya İnstagram kullanırken Z nesli dediğimiz genç nesil daha çok Tiktok, Twich ve Discord kullanıyor. Bu ağların hiçbirinde de ebeveynler yok. Çocuklarını bu ağlardan korumak isteyen ebeveynler, çocuklarının telefonlarını kontrol ediyor ve bu uygulamaları kurmalarına izin vermiyorlar. Oysa yeni nesil hepimizden daha akıllı ve teknolojiyi bizden daha iyi biliyorlar. Onlar ebeveynlerinden gizli olarak bu sosyal ağlara üye oluyorlar. Uygulamayı telefonuna kurmaya izin vermeseniz dahi telefonun ikinci alan özelliğinden yararlanarak gizli alan açıp oraya uygulamayı kuruyor ve bu sosyal ağlara girmeye devam ediyorlar.

Aileler Neler Yapmalı?

En önemli savunma tekniği iletişimi doğru kurmaktan geçmektedir. Bunun yanında yasaklamak yerine onunla aynı dili konuşmak, onun ilgi alanlarını bilmek ve ilgi alanlarına uygun sportif ve sosyal faaliyetlere yönlendirmek gerekiyor. Çocuğunuzu bir ajan gibi takip etmek yerine onunla birlikte olmak onun sağlıklı bir birey olarak yetişmesine yardımcı olacaktır. Yani uzaktan takip etmek yerine yanında olmak en faydalısı olacaktır.

İnsanlar her zaman sosyal ağlardan şikâyet ederken kendisinden hiç şikâyet etmiyor. Bugün adını ve içeriklerini kötü bildiğimiz bir sosyal ağa erişim engeli gelse bu sefer yerine bir yenisi çıkacak. Bunun sonu gelmeyecek. Bunları engellemek yerine bizlerin bunun içerisine girmemiz, içerikleri kendi istediğimiz gibi yönetmemiz ve düzenlememiz gerekiyor.

Benim buradaki tavsiyem Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da sosyal medyada olmasıdır. Gerek faaliyetlerini, çalışmalarını ve hizmetlerini tanıtmak gerekse gençler ile temas etmek için tüm ağlarda olmalıdır. Korkalım, saklanalım, yasaklayalım ile bir yere varamadığımız gibi atı alan Üsküdar’ı geçiyor. Karanlık imparatorluğu dur durak bilmeden çocuklarımızı bizden kopartmak için çalışırken bizlerin yerinde sayması, sosyal medyayı yok sayması, görmezden gelmesi doğru değil. Sosyal medya vardır. Üstelik dünyada 4,5 milyar kişi de bu ağı kullanmaktadır ve ülkemizde yapılan paylaşımların da yüzde 40’dan fazlası yalan, manipülasyon doludur. Tüm bunlara karşı tedbir öncelikle bireysel alınmalıdır.

Yazar: Engin Dinç

1988 İstanbul doğumlu. Adalet Bakanlığı’nda göreve başladı (2011). Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünü Bitirdi (2016). Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) üyesi oldu (2017). Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) gönüllüsü oldu (2018). Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) AR-GE Başkanı Oldu (2020). Anadolu Üniversitesi Hukuk/Adalet Bölümünü bitirdi (2021). Uluslararası Medya Enformasyon Derneği üyesi oldu (2021). Türk Kızılay gönüllüsü oldu (2021). Araştırmaları ve denemeleri çeşitli dergilerde yayınlandı. İlk kitabını 2015 yılında çıkarttı. İngilizce ve Göktürkçe bilmektedir. Ankara’da ikamet etmekte ve Adalet Bakanlığı’nda kamu hizmetine devam etmektedir. Evli ve bir kız babasıdır.