Ülkücü Ahlâkı, Ülkücü Kimdir, Ülkücünün Özellikleri Nelerdir?

Ülkücülük kelimesi adını, Ziya Gökalp’in kullandığı milli mefkûre kelimesinden almıştır. Sonrasında ise Hüseyin Nihal Atsız ve onun gibi Türkçü fikir öncülerinin getirdiği söylemle milli ülkü olmuş ve günümüze ülkücülük olarak gelmiştir.

Ülkücülük, sonrasında ise Alparslan Türkeş’in Dokuz Işık Doktrininde yer almış; komünizm, kapitalizm ve emperyalizm gibi siyasi ideolojilerden farklı bir yol olarak ortaya çıkmış, çıktığı dönemde “üçüncü yol” ya da “ülkücü yol” olarak bilinmiştir.

Ülkücülük, İslam ve Türkçülük anlayışlarının harmanlandığı, ne sadece İslamcı ideolojiyle ne de sadece Türkçü ideolojiyle başarılı olunamayacağını savunan, sentez bir düşünce akımıdır.

Ülkücülüğün Temelinde Ahlâk Vardır

Bir insan Türkçü de olsa, İslamcı da olsa her iki akımın da temelinde ahlâk yatmaktadır. Bu nedenle her ikisinin sentezi olan ülkücülüğün ve ülkücünün en belirgin özelliği ahlâktır. “Ahlâkı olmayan birinden ülkücü olmaz. Ülkücülük, ahlâksız olmaz!” diyerek en net ifadeyle ülkücülüğün kökünü açıklamış oluruz.

“Ülkücü Kimdir?” diye bir soru yöneltildiğinde; “İslam ve Türk kültürüyle yoğrulmuş, ahlâklı insandır.” demekte hiçbir sakınca olmaz.

Ülkücünün Özellikleri Nelerdir?

Ülkücünün en başlıca özelliği ahlâklı olmaktır. Bunun dışında ülkücülük, algı ve manipülasyon kurbanı olmuş da bir terimdir. Merak edip Google’a “Ülkücünün Özellikleri” diye yazıp arama yaptığımızda; karşımıza, ülkücülüğe ve ülkücüye karşı yapılmış saldırılarla dolu, algı ve manipülasyon yüklü yazılar çıkıyor. Oysa ülkücünün özelliğini merak edenlerin bilmesi gereken temel unsur, ülkücülerin cesur göğüslerini delip de vatanı bölememiş olanların besledikleri kinlerle yazdığı yazılara inanmamaktır.

Ülkücüler, hiçbir zaman algıcıların söylediği gibi ellerine tespih alıp da sallayan, ülkü ocaklarında oturup çay içip mafya dizileri izleyen, sağa sola saldıran, vuran kıran kimseler olmamışlardır. Ülkücünün en belirgin özelliği vatan sevgisidir.

Ülkücü, vatan sevgisiyle yüreği dolu, birlik ve beraberlikten güç alan, bayrağını, vatanını ve milletini canından aziz bilip, canını feda etmeyi göze alan kimsedir. Ahlâkı ile vatan sevdasını yüreğinde harmanlayarak; ülkesine en ufak fayda verecek işin içinde olan kişidir; ülkücü…

Ülkücü, her türlü faydasız işten, kendisine ve ülküsüne laf getirtecek işten uzak durur. Sürekli ülkesine faydalı olabileceğine inandığı idealler peşinde çalışır, üretmeyi tüketmekten daha hayırlı görür. İsraftan ve haramdan katiyen uzak durur. Nefsinin hoşuna giden her türlü işle gerek fiziki gerekse ruhi savaş halinde olur.

Ülkücülüğün cinsiyeti, yaşı, ırkı yoktur

Türkiye’yi, Türkü ve İslam’ı seven ve gönül veren, hizmet eden ahlâklı herkes ülkücüyüm diyebilir. Fakat bir defa ülkücüyüm dedikten sonra ülkücülüğün onur ve haysiyetine zeval getirecek her türlü yanlıştan uzak durmalıdır, durur da…

Ülkücü, vatanına ve milletine ihanet içinde olan tüm odakları iyi analiz eder, bilir, takip eder ve zarar vermelerine engel olmak için tüm varlığını ortaya koyar.

Ülkücü, entelektüel kişidir. Okur, öğrenir, araştırır, geliştirir, her zaman yapılanın en iyisini yapmayı kendisine ideal edinmiştir. Ortada bir iş varsa bunun en iyisini ve kalitelisini ülkücü yapar.

Ülkücü, gizli ve mütevazı bir hayat sürer, çok ses getiren işler yapma imkânı olsa dahi nefsine hizmet etmez. Kendisinden övgü ile bahsedilmesini istemez. Kendisinin değil, faydalı işlerin ön planda olmasını ister. Övülmeyi değil, yerilmeyi sever. Yerilme ile hatalarını görür ve bu hatalarını düzeltmeye gayret eder.

Ülkücü, kibirlenmez

Gösteriş ve şatafatı sevmez. İnsanları hakir gören davranışlar sergilemez, hakir görenleri sevmez. Korumacı ve savunmacıdır. Çevresine güven verir. Sevilir, sayılır, hürmet edilir. Yaş, ırk, dil, cinsiyet, kariyer, zenginlik, makam-mevki gibi ayrımlar yapmaz. Tüm insanlığa eşit oranda yaklaşır. Yüksek bir makam ve mevki elde etmiş olsa dahi kimseye saygısızlık ve hoşgörüsüzlük yapmaz.

Ülkücü, riyakâr değildir

Kibir ve riya ile yürümez. Zenginliği de fakirliği de Allah’ın lütfü olarak bilir ve bu çerçevede hareket eder. Mütevazı yaşar ama “Ben mütevaziyim” diyerek riyakârlık yapmaz.

Allah’ın her insana ülkücü olabilmeyi nasip etmesi dileğiyle…